Kuran'a Göre Helak Meselesi
Öncelikle yazıyı okumadan önce şunu bilmenizi isterim ki, bu yazılanlar mutlak doğrudur diye bir iddiam yoktur.Ben ve bu yazının yazılmasına vesile olan insanlar, sadece kendi aramızda Kuran 'ı anlamaya çalışıp, anladığımız kısımları belki başka insanlara ışık /yorum/kaynak olur diye paylaşma ihtiyacı hissettik. Sizden de ricamız, okuduklarınızı kendi akıl süzgecinizden geçirmeniz.
Geleneksel din inancında helak edilme olayı kısaca şöyledir : Allah azgın kavimlere, bu yaptıkları çirkin işleri bırakmaları için peygamber yolluyor ve buna rağmen bu kötü amellerini bırakmadıkları için onları cezalandırarak helak ediyor yani yok ediyor.
Halbuki kuran insanı yarattığını ve sınadığını söylüyor. Yani insan aslında dilediğini yani iyiyi veya kötüyü seçmekte özgür ta ki din gününe kadar . Eğer denildiği gibi olsa Allah insanlara inanmaları için uyarı yapmış, ama inanmayınca haşa sinirlenmiş! hepsini helak etmiş. O halde bu sınav yarıda kalmış gibi olmamış mı? Haşa Allah duyguları ile hareket eden bir varlık gibi algı yaratılmış olmuyor mu?
Peki ya günümüzdeki zalimler? Eski kavimlerden bin beter insanları neden helak etmiyor Allah ? O halde eski kavimlere haksızlık olmamış mı? Sizce de bu eski geleneksel dinde mantık hataları yok mu? Bunu geleneksel dinde inanan birine sorsanız belki şu açıklamayı yapacaktır : Allah, onlara peygamber gönderdi, onu dinlemedikleri için helak oldular ve Allah ,şimdiki insanlara peygamber göndermediği için helak yok. Peki ya Isa peygamber , Muhammed peygamber zamanındakiler hak etmemişler miydi helakı? Peygamber öldüren kişiler de mi helakı haketmemişti?
Şimdi de o kavimde yaşayan helakı haketmiş bir baba yada bir anne düşünün. Onların bebekleri, çocukları, yatalak ebeveynleri de varsa ve bu insanlar helakı hakedecek azgın insanların bakımına muhtaç oldukları için onlarla beraber kalıp muhtemelen helak olmuşlardır değil mi? Eminim ki helakı hakedenler, peygambere inanmadıkları halde peygamberlere: "yine de ne olur ne olmaz cocuklarımızı yaslılarımızı al götür onlara bir şey olmasın" dememişlerdir degil mi? O halde Allah(haşa!) "Siz, bana inanmadınız o halde görün cezamı, helak edeceğim sizi " deyip hepsini helak etmiş ise , o masumları da helak etmiş olarak adaletsizlik yapmış olmaz mı? Meal okurken, sanki sadece o toplumda azgın kişilerin var olduğunu sanıyoruz. Sizce de bu çok çok zayıf bir argüman değil midir? Zira toplumda cinsellik olduğunu biliyoruz ve bu toplum kendi kendine bakteri gibi üreyemeceklerine göre doğumlar, yaşlanmalar vs pek ala söz konusu.
Peki ya neden deveden bahsedilmiş, neden gemi yapılması vs istenmiş .Bunların hiç mi anlamı yok ? Allah neden peygamberlerini bu kadar uğraştırmış ? hem mucizevi bir şekilde Allah tüm kendi yarattığı sistemi bir anlık bozuyorsa neden peygamberler böyle uğraşmış gemi yapmakla ,devenin su içme düzenleriyle vs...Sizcede bu işte bir terslik yok mu ? Allah zira hiç zorluklarla uğraştırmayıp, onları doğrudan güvenli yere yollayabilirdi. Allah, bu alanda da mucizesini yollayabilirdi değil mi?
Allah, kendi kitabında Kuran'ın çelişkisiz bir kitap olduğunu beyan eder. Fakat biz yukarıdaki söylemlere bakınca kızgın, kendi kitabındaki söylediği söze uymayan, pek çok ayetlerinin birbiriyle çeliştiği haşa! bir Allah tasavvuru görüyoruz.
Ben ise sizlere bu yazımda sadece Allah 'ın rahmetini göstermek istiyorum. Baska yazılarda insAllah ilerde tek tek kavimler üzerinden başlarına ne tarz felaketler gelmiş ve bizim bunlardan almamız gereken dersleri detaylıca yazarım. Bu kısımda ise dikkatinizi çekmek istediğim şey şu, aslında Allah o azgın kavmi ,yaptıklarının çirkin işler olduğunu uyarmak hemde başlarına gelecek olan felaketlerden onları kurtarmak için bir peygamber göndermiş .
Yani bu ayetlerde Allah'ın öfkesi ve ceza mahiyetinde toptan yok etmesi yok. Bizim böyle anlamamızı sağlayan mealler aslında. Bizlerin algılarıyla öyle oynadılar ki, bizlere hep şu mesaj verildi: onlar Allah'a iman etmediler, Allah 'ta onları helak etti ve bizlerde biz Allah'a inanıyoruz deyip bu konuları hiç üstümüze almadık!
Meallerin dillerinden de bu hadiselerin hep ceza gibi göstermiş olmasından ve ayetleri çevirirken bile kendileri o şekilde anlayıp o şekilde orijinal metne sadık kalmadan çeviri yapmış olduklarıdan çoğu zaman ıskaladık.
Sizce de mealleri derin bir şekilde irdeleme vakti gelmedi mi?
Mesela ceza kelimesine bakalım. 'Ceza' kelimesi kuranda 'karşılığını vermek' anlamındadır. Bizdeki Türkçe karşılığı gibi sadece ceza anlamı taşımaz. Örneğin Ali Imran 136:
İşte onların yaptıklarının karşılığı, Rabb'lerinin bağışlaması ve içinden ırmaklar akan ve içinde sürekli kalacakları Cennetlerdir. Böyle yapanlara verilen karşılık, ne güzeldir.
Allah bu ayette iyilik eden insanların cezasının cennet olacağını beyan eder. Fakat bizlere helak edilen toplumdan bahsedildiği ve tüm yazarlar helak ayetlerinde anlamı sadece ceza olarak koydukları için bizde algı kirliliği oluştu ve ayette Allah'tan gelen bir cezalandırma var ve bu cezanınında yok edilmeleri şeklinde algıladık.
Ikinci bir hususta Kuran'da zulüm, "gerçeği karartmak" anlamında kullanılmaktadır.Bununla ilgili güzel bir video linki bırakmak isterim :
https://www.youtube.com/watch?v=w-nOu5D5r2Q
Şuara Suresi 105-158 ayetleri arasında helak olan kavimlerden bahsedilmekte. Şuara 159(Bu ayet çok sık tekrar ediliyor sure icinde sanki adeta bizlerin bu ayetleri yanlış anlayacağımızı bilip ısrarla vurgu yapılıyor)
Rabbin, Mutlak Üstün Olan'dır, Rahmeti Kesintisiz'dir.(Şuara 159)
Eğer Allah, o kavmi cezalandırmak için helak etmiş olsa idi bu ayette Allah gazabı çetin olandır diye ayet gelmeliydi. (Örneğin 8:25) ama bu ayetlerde Allah'ın rahmeti vurgulanıyor. Ayetleri okurken helak gözlüğünüzü çıkarıp objektif bir şekilde okuduğunuzda aslında Allah ın o kavimlere rahmetinden ötürü onlara çıkış yolları göstermesini ve onların bunu dinlemeyip nasıl kendi kendilerini yok ettiklerini anlıyoruz.
Aslında peygamberlerin ikazlarını dikkate alsalardı yok olmayacaklardı. Burada felakete uğrayanlar sadece zalim kişiler degildi. Muhtemelen onların cocukları ,yaşlıları(gidemeyecek durumda olanlar) da o felakete uğradılar. Buna delil olarak Hud Suresi 81. ayette:
Dediler ki: “Ey Lût! Muhakkak ki biz, Rabbinin resûlleriyiz. O hâlde gecenin bir kısmında karın hariç ehlin ile yürü. Onlar sana asla yetişemeyecektir. Sizden tek bir kişi bile sakın onlara meyletmesin! Muhakkak ki onlara isâbet eden şey, ona da isâbet eder. Muhakkak ki onlara vaad edilen sabah vaktidir. Sabah vakti yakın değil mi?”(Hud 81)
Burada Allah o bölgeyi terkedecek olanları asla geri dönmemeleri için uyarıyor çünkü geriye dönerlerse kendileri de ölecekler.
Ben örneklerimi birkaç ayet üstünden göstereceğim ve sizlerin de bu konuyu diğer ayetler üstündende düşünmenizi rica edeceğim. Lütfen meal kurdu olun tek meale bağlı kalmayın hatta mümkünse ayetleri kelime kelime çeviren sitelerden, uygulamalardan yararlanın. Zira ben bu yazıyı yazarken gördüğüm mealler hep aynı hataları yapmıştı. Maalesef çoğu meal kopyala yapıştır şeklinde ilerlemiş.
And olsun, sizden önceki devirlerde yaşayanları zulmettikleri zaman helâk ettik. Ve onlara resûlleri beyyineler ile geldi. Ve onlar inanmadılar. Mücrim kavmin karşılığı işte böyledir.(Yunus,13)
Bu ayeti temiz bir zihinle okuduğunuzda aslında Allah sadece o kavmin gerçeği kararttıkları için helak olduklarını söylemekte. Resuller onlara delilleri ile geldikleri halde onlar inanmayıp o bölgede kalmaya devam ettiler. Muhtemelen peygamberler onlara felaketlerin olacağı bölgeler hakkında somut deliller göstermiş lakin onlar bunu görmek istemediler. Görüldüğü gibi helak gözlüğünüzü çıkarıp objektif bir şekilde okuduğunuzda bu ayette gereken aksiyonu almadıkları için bunun karşılığında ölen bir kavim var. Bir bebek düşünün uçurumdan atlarsa ölür değil mi ,yahutta bizler çok yüksek uçurumdan aşağı atlarsak ölürüz değil mi ? Buradaki olay Allah'ın dünyaya koyduğu sabit yasaların masum suçlu herkese uygulanması söz konusu.
Muhakkak ki İbrâhîm cidden çok halîm, bağrı yanık, yönelendir.Ey İbrâhîm, bundan vazgeç! Muhakkak ki Rabbinin emri gelmiştir. Ve muhakkak ki onlara, geri çevrilemez bir azâp gelecektir.(Hud:75-76)
Bu ayetlere baktığımızda da İbrahim peygamberin o kavimler için çok üzüldüğünü anlayabiliyoruz.Ama Allah'ın somut yasaları sabittir ve değiştirilemezdi ve burada da İbrahim peygambere bunun hatırlatılması yapılıyor aslında.
Nihayet emrimiz geldi ve tandır kaynadı. “O zaman her şeyden, ikişer çift ve haklarında söz geçmiş olanlar hariç, ehlini ve inananları onun içine yükle.” dedik. Onunla beraber az kişiden başkası inanmadı.(Hud 40)
Bize burada sanki Allah sinirlenmiş ve azaba hazırlanmış gibi algı yaratıyor mealler. Halbuki Allah dileseydi nihayet bile demez o an helak edebilirdi beklemesine hiç gerek yoktu. Yahutta Nuh peygamberi gemi yaptırmak ile uğraştırmayıp, onları başka yere ışınlayabilirdi değil mi Fakat Allah kendi yarattığı sistemin kurallarını hiçbir koşulda değiştirmiyor.
Bu ayette dikkati çeken ikinci hususta şudur ki, ayette ehlini ve inananları şeklinde 2 gruptan bahsediyor Allah. Geleneksel dinde ehli kelimesi aile olarak çevrilmekte hatta Hud 46 ayetini öne sürerek ,daha da ileri gidilip Nuh peygamber oğlunun kendisinden olmadığını öğreniyor şeklinde berbat bir çeviri yapmaktalar.
Belki ayetin anlamı Nuhun peygamberliğini onaylayanlar ehl kısım iken, inananlar diye belirtilen grup tufanın olabileceği ihtimaline inanan kişiler olabilir.
Bu ayette artık Allah Nuh peygambere aksiyon almasını söylüyor çünkü tufan yaklaşıyor ve görüldüğü gibi bir öfke ayeti değil olacak olanı ve alınması gereken aksiyonları belirtiyor ayet.
Böylece zulüm yapmalarından dolayı nice kentleri yok ettik. Çatıları çökmüş, duvarları yıkılmış; sahipsiz kalmış kuyular ve görkemli saraylar vardır.(Hac:45)
Zulmedip duran nice kentler vardı ki onlara süre vermiştim. Sonra onları yakaladım. Ve dönüş Bana'dır.(Hac:48)
Dünya, Allah'ın kendi yarattığı bir sistem olduğu için, bir şeyler yok oluyorsa , mahvoluyorsa yada var oluyorsa bunu evet Allah yapmıştır demekte bir sakınca da yoktur. Bu sebeple Allah helak ettik, yakaladım demekle onları cezalandırdığını değil, sisteminin sahibi olduğunu ve bu sistemi işlettiğini göstermektedir.
Bu ayetlerde de sadece ve sadece Allah bizlere durum bildiriyor aslında onlara rahmetinden ötürü süre dahil verdiğini ama onların zalim kavim olmalarından ötürü bu rahmetten faydalanmayıp aksine yok olduklarını bizlere sadece bildiriyor. Allah bizlere kuran öğütlerini dinlememiz gerektiğini, zalim olmanın bedelini göstererek bize öğüt veriyor. Hatta bize bu şekilde öğüt vererekte kendi rahmetini bize o kavimler üstünden gösteriyor. Bizlerin de aynı hatalara düşmesini istemiyor.
Rabb'in, ülkelerin ana merkezlerine kendilerine ayetlerimizi okuyan bir resulü göndermedikçe, yıkıma uğratıcı olmadı. Biz, halkı zulmetmedikçe, kentleri yıkıma uğratıcı değiliz.(Kasas:59)
Bu ayette şunu belirtmek isterimki "göndermedikçe "şeklinde bir kelime geçmemektedir. Bu ayette olumsuzluk eki yok. Daha güzel bir meal şimdilik bulamadım lakin bu ayette de insanları şöyle bir algıya sürüklemekte meallerimiz :
Peygamber gelmedikçe Allah helak etmemiş. Halbuki peygamber gelen pek çok kavim vardı ve onlarda zalimlerdendi Isa, Muhammed peygamber gibi zamanındakiler. Allah neden o kavimleri helak etmedi? Bu ayette ikinci dikkatinizi çekmek isteğim husus ise şu 'resul' kavramı. Resul haberci ,mesaj ileten demektir. ve kuranda resul kavramı sadece peygamberler için kullanılmamıştır. Bakın resul kelimesinin fiilen nasıl kullanıldığına kurandan bir örnek:
Adam bu yorumu getirince kral dedi ki: "Onu bana getirin!"Elçi, Yusuf'a geldiği zaman, Yusuf dedi ki: "Efendine dön de ona 'Ellerini kesen o kadınların zoru neydi?' diye sor! Şüphesiz benim Rabbim onların hilesini çok iyi bilir."(Yusuf 50)
Bu ayette resul, elçi olarak peygamber olmayan bir insan için kullanılıyor.
Ve yine bu ayeti de helak gözlüğü ile okuduğumuz icin yine bu ayetteki rahmeti ıskalıyoruz. Eğer bizler objektif bir şekilde okusaydık bu ayetleri Allah ben o azgın kavme bile rahmet ettiğim için onlara uyarıcı gönderdim fakat kendileri gerçeği karartan oldukları için helak oldular demek istemiş diye algılayabilirdik.
Burada aklınıza şu soru gelebilir Peki neden şimdi afet bölgelerine peygamber gönderilmiyor.
Peki dini inanç, şirkten arınmak için bizleri uyarıcı olarak -helak bölgelerinde yaşamasak bile -Allah bizlere peygamber gönderiyor mu? Hayır . Bu sorunun cevabı ile helak olabilecek yerde yaşayanlara peygamber gelmemesinin cevabı aynı ve başka bir konu. Ben en güzel cevabın en güzel öğüt içeren kuranın yeterli olduğunu düşünüyorum bu konuda. Kuran, bize kuranın öğütlerini dinleyip, hayatımızı, yerleşim bölgelerimizi buna göre kurup, mutlu ve güvenli yaşamamızı göstermek için indirilmiş.
Bunlar gibi pek çok ayet var .Ben yazımı daha da uzatmamak adına burada noktalıyorum ve sizlerden bu tarz ayetler gördüğünüzde bu ayetleri araştırmanızı rica edeceğim.
Yorumlar
Yorum Gönder